Klasik ve Deep Plane Yüz Germe: 5 Fark

Yüz bölgesinde zamanla ortaya çıkan sarkmalar, yanaklarda hacim kaybı, çene hattındaki (jawline) belirginliğin azalması ve boyun bölgesindeki gevşemeler, birçok kişiyi yüz gençleştirme estetiği arayışına yönlendirmektedir. Gelişen estetik cerrahi teknikleriyle birlikte, hastaların karşısına farklı yüz germe (facelift) yöntemleri çıkmaktadır. Bu noktada en çok araştırılan ve merak edilen konulardan biri, yıllardır uygulanan klasik yüz germe ameliyatı ile son yılların en gelişmiş cerrahi tekniği olarak kabul edilen “Deep Plane Face Lift” (Derin Plan Yüz Germe) arasındaki farklardır.

Dr. Karaca Başaran’ın uzmanlık alanında da sıkça vurguladığı gibi, en başarılı estetik sonuçlar her zaman hastanın anatomisine en uygun tekniğin seçilmesiyle elde edilir. Ancak bu iki cerrahi yöntem arasında hem uygulama prensipleri hem anatomiye yaklaşım biçimi hem de elde edilen sonuçların kalitesi açısından çok net ve hayati ayrımlar bulunmaktadır. Estetik dünyasının önde gelen akademik kaynakları ve güncel klinik verileri ışığında derlediğimiz, klasik yüz germe ve deep plane yüz germe arasındaki 5 temel fark şunlardır:

1. Müdahale Edilen Anatomik Katmanlar ve Dokuların Derinliği

Klasik yüz germe ameliyatı ile deep plane face lift arasındaki en belirgin teknik fark, cerrahın operasyon sırasında müdahale ettiği doku seviyesidir (çalışma planı). Klasik yüz germe operasyonlarında odak noktası ağırlıklı olarak cilt dokusudur. Cilt deri altından kaldırılarak gerilir, fazla deri kesilip çıkarılır. Bazı durumlarda cilt altındaki SMAS (Yüzeysel Muskuloaponevrotik Sistem – yüzün kas ve fasyalarından oluşan taşıyıcı kılıf) tabakasına yüzeysel dikişlerle sınırlı bir toparlama yapılır.

Buna karşılık, Deep Plane Yüz Germe işlemi adından da anlaşılacağı üzere yüzün çok daha derin anatomik planlarına odaklanır. Bu teknikte sadece deri gerilmez; cilt ve altındaki kas, yağ ve bağ dokusunu içeren o güçlü SMAS tabakası birbirinden ayrılmadan, tek bir kompozit (bütüncül) blok halinde ele alınır. Cerrah, SMAS tabakasının altına inerek sarkan dokuları bütüncül bir şekilde eski orijinal yerlerine, yani dikey bir vektörle yukarı doğru taşır. Bu derin anatomik yaklaşım, sadece deriyi gerginleştirmeyi değil, yüzün yapısal temelini kalıcı olarak yeniden inşa etmeyi hedefler.

2. Yüz Bağlarının (Ligamentlerin) Serbest Bırakılması

Modern estetik cerrahi literatüründe deep plane tekniğini klasik yöntemlerden kesin bir çizgiyle ayıran en kritik detaylardan biri “ligament” (bağ dokusu) serbestleştirme işlemidir. İnsan yüzünde, deriyi ve derin dokuları doğrudan yüz kemiklerine bağlayan, yaşlanmaya karşı direnç gösteren güçlü taşıyıcı bağlar bulunur. Yaşlanmayla birlikte bu bağlar esnese de, dokuları sabit tuttukları için aşağı doğru sarkan yağ yastıkçıkları bu bağların üzerinde birikir ve yığılmalar oluşturur.

Klasik yüz germe tekniklerinde bu derin bağlara tam anlamıyla ulaşılamaz ve dokunulmaz. Dolayısıyla sarkan dokular yukarı çekilmek istendiğinde, koparılmamış bu bağlar ciddi bir direnç gösterir. Deep Plane Face Lift tekniğinde ise cerrah; elmacık kemiği (zigomatik) ve çene (mandibular) bölgesindeki yüzü aşağı çeken spesifik tutucu bağları tamamen serbest bırakır. Bağların serbestleştirilmesi, yüz dokularının hiçbir gerilime veya dirence maruz kalmadan, tamamen doğal bir açıyla serbestçe yukarı taşınmasını mümkün kılar.

3. Estetik Sonuçların Doğallığı (Mimik Kaybı ve “Rüzgar Tüneli” Etkisi)

Yüz germe ameliyatı planlayan hastaların en büyük ve en haklı korkusu, ameliyat sonrasında “rüzgar tünelinden çıkmış” gibi görünen, aşırı gergin, donuk ve yapay bir yüz ifadesine sahip olmaktır. Bu haklı korkunun temel kaynağı, cildin yana ve geriye doğru çekiştirildiği eski nesil klasik yüz germe teknikleridir. Klasik yöntemde cilt yana doğru çekilerek dikildiği için yüzeyde ciddi bir tansiyon (gerilim) oluşur. Bu şiddetli gerilim bazen hastanın mimiklerinin bozulmasına, ağız kenarının doğal dışı bir şekilde yanlara doğru genişlemesine ve yüz karakterinin değişmesine neden olabilir.

Deep plane yüz germe yönteminde ise cilt üzerine binen taşıyıcı yük neredeyse sıfırdır. Yüzün asıl taşıyıcı kolonları olan derin kas ve bağ dokuları (SMAS) dikey olarak doğal yerlerine konumlandırıldığı için, cilt sadece nazikçe yeni alt yapının üzerine örtülür. Herhangi bir çekme kuvveti uygulanmadığından, ameliyat sonrası görünüm “ameliyatlı ve gerilmiş” değil; tamamen “dinlenmiş, taze ve doğal” olur. Mimik kasları kendi doğal planlarında korunduğu için hastalar operasyondan sonra yüz ifadelerini kaybetmez, mimiklerini özgürce kullanmaya devam ederler.

4. Orta Yüz (Midface) ve Nazolabial Oluklarda Elde Edilen Etkinlik

Yüzdeki yaşlanma belirtileri sadece boyun ve çene hattında yaşanmaz; yanakların yer çekimiyle aşağı sarkması ve burun kenarından dudaklara doğru inen “nazolabial” çizgilerin derinleşmesi, yorgun ifadenin en büyük sebepleridir. Klasik yüz germe ameliyatları çene hattını toparlamada başarılı sonuçlar verse de, anatomik ve cerrahi sınırları gereği elmacık kemiklerine ve orta yüz bölgesindeki sarkmalara yeterli düzeyde etki edemez. Sadece cildi gererek nazolabial olukları düzeltmek neredeyse imkansızdır.

Ancak Deep Plane Face Lift, orta yüz yaşlanması için tıp dünyasında bilinen en güçlü ve en doğrudan çözümdür. Yanaklardaki aşağı inmiş malar (yanak) yağ yastıkçıkları ve derin dokular serbestleştirilerek doğrudan elmacık kemiklerinin üzerine doğru kaldırılır. Bu hamle sayesinde yanak hacmi (dışarıdan hiçbir dolgu enjeksiyonuna gerek kalmadan) kendi dokunuzla geri kazandırılır. Elmacık kemikleri doğal bir şekilde belirginleşir, nazolabial kıvrımlar ile ağız kenarından çeneye inen “marionette” (kukla) çizgileri dramatik bir biçimde yok olur. Sonuç olarak orta yüz bölgesi dolgunlaşırken, çene hattı (jawline) pürüzsüz ve keskin bir çizgi halinde yeniden ortaya çıkar.

5. İyileşme Kalitesi, İzlerin Durumu ve Sonuçların Kalıcılık Süresi

Cerrahi bir operasyona ayrılan bütçe ve zamanın karşılığında sonucun ne kadar süre dayanacağı, iki teknik arasındaki bir diğer hayati farkı oluşturur. Klasik yüz germe ile elde edilen sonuçlar ortalama 5 ila 10 yıl arasında bir kalıcılık sunabilir. Bu yöntemde yük tamamen cildin üzerinde olduğu için, yer çekiminin etkisiyle ince cilt dokusu zamanla tekrar esnemeye başlar ve sarkmalar yeniden ortaya çıkabilir. Üstelik dikiş noktalarında yüksek gerilim (tansiyon) olduğu için dikiş izlerinin zamanla genişleme, aşağı kayma veya belirginleşme riski daha yüksektir.

Buna karşın Deep Plane Yüz Germe tekniğinde, yüzün asıl iskeleti ve destekleyici kas-fasya yapısı (SMAS) blok halinde onarıldığından sonuçlar çok daha güçlü ve kalıcıdır. Yüz anatomisinde yapılan bu radikal restorasyon sayesinde, başarılı bir deep plane operasyonunun sonuçları ortalama 10-15 yıl, hatta doğru bir yaşlanma süreci yönetimiyle ömür boyu süren kalıcı etkiler sunmaktadır. Üstelik cilt üzerinde hiçbir mekanik gerilim (tansiyon) olmadığı için, kulak önünde ve saçlı deri içinde gizlenen cerrahi kesiler kusursuz bir şekilde, çok daha hızlı iyileşir. İzler doğal anatomik kıvrımlara saklandığı için kısa bir süre sonra gözle görülmez, estetik açıdan mükemmel bir form alır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

PROF. DR. KARACA BAŞARAN © 2018